Zerrelerim
Mutluluk veya acı düşündüğümüz kadar önemli şeyler değillerdir. Ancak varlığımızı sürdürmemiz bunlar sayesindedir. Bunu daha kolay anlatmaya çalışayım; mutluluk, acı, hüzün, pişmanlık, intikam.. sürekli bir şeyler hissederiz varlığımızın üstünü örten de budur. Yani evet sürekli bir şeyler yaşarız ama bunlar bize ait değildir, sürekli değildir, hep kalacaklarını düşünsek bile elimizde tutamayız, tek muhattapları biz değilizdir vb. hoş arasında en etkilisi bizi biz yapan kimliklerimizin yapı taşı acıdır ama bu başka bir yazının konusu şimdi gelelim buna neden değindiğime. Biriyle tanıştım ve bu biri çok garip bir biçimde etkiliyor beni bu etkilemeyi anlatabileceğim bir kelime ne yazık ki heybemde mevcut değil ancak şöyle tarif etmeyi deneyebilirim evlerimizin mutlak olmadığını yazmıştım o yüzden ev değil. Mezarlık gibi, mezarlıklar rahattır oradaki insanların sizinle ilgili herhangi bir düşünceleri yoktur. korkularınızı, travmalarınızı, acılarınızı, arzularınızı her şeyi anlatabilirsiniz ve sizi yargılamazlar. Ağızlarını bile açmazlar ama zaten benim ve onun gibi mezarlıkta rahatlıyorsanız birinin derdinize yorum yapması ya da bir şey demesi sizin için çok önemli değildir. Bir de mezarlıktaki her insan ya mutluluğunu ya da mutsuzluğunu veya tepkizisliğini yarım bırakıp gitmiştir. Birazda ikimizde yarım kaldığımızdan bu kadar anlaşabiliyoruz belki. Özetle sevdiğimiz yazarlar, yeni bir yerde vücutlarımızın verdiği tepkiler, acı üzerine düşüncelerimiz bile aynı. Biraz korkuyorum gerçi çok hızlı mı hareket ediyorum diye çünkü tüketim çağının ortasındayız ve ben onu tüketmek istemiyorum her gün yeniden biraz daha tanımak mutluluğumda ya da mutsuzluğumda gölgesini gölgemin üzerinde hissedebilmek istiyorum. Onu tanıdığımdan beri dünyayı onun için daha yaşanılabilir daha iyi bir yer kılmak istiyorum bunu yapamaycağımın farkındayım pek tabii ama onun da dediği gibi ikimize ait alternatif bir dünya yaratabiliriz diye umuyorum. Hiç bu kadar kısa sürede duygularımın bu kadar derinleşebileceğini deneyimlememiştim bunu ona da söylüyorum evrenin bir yerinde hiç bilmediğim bir zamanda zerrelerimin zerreleriyle beraber olduğuna o kadar eminim ki.
Başa dönecek olursak her duygu bizi az ya da çok değiştirir ve hiçbiri bize ait veya kalıcı değildir. Bitebileceğinin ve üzülebileceğimin farkındayım. Hayatımın en ortasında yanı başımda olmasını ister miyim evet çok. Ancak bu olmayacaksa bile hayatımın kıyısında olmalı. bir şekilde var olmalı var kalmalı. Tüm bunları ona söylemeden buraya yazmamalıyım amaaa içimde hızlıca gelişen bu hisleri şimdiden söyleyip onu ürkütmekte istemiyorum. Çok garipsiyorum normalde ilişkiler veya buna benzer durumlar işte. Ufak bir kartopu gibi yuvarlanır büyür büyür ve siz ne ara o hale geldiğini bilmeden bundan hoşnut devam edersiniz hayatınıza. Bu şu an benim için tek farkla, aynı ilerliyor kartopunun peşinde koşturup duruyorum büyümesi için sabırsızlanıyorum. Ufak bir çocuk gibi yani sürekli içimde ya incinirse ya da bir zorba beni tartaklayarak onu benden alırsa korkusu var ama kartopumla sonsuzca mutluyum.
Ne anlattığımı unuttum birkaç gündür çok sık oluyor bu bir ara gelir bu yazıyı toplarım. ya da tıpkı hayat gibi olduğu şekliyle bırakırım.
"Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?"
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil