Görmek ya da söylemek işte bütün mesele bu

Görme biçimlerini  birkaç kez okudum ve her okuyuşumda takılı kaldığım cümle erkeler izler kadınlar izlenimlerini izlerler cümlesiydi. Bunun bunca zaman neden kafamda bu kadar yer ettiğini bilmiyordum.
 
Üniversitenin ilk yılında Sartre'ın Gizli Oturum'unu izledim. Cehennem tasviri Allah'ınkinden daha yaratıcı gelmişti. - savaştan kaçan ve karısına türlü eziyetler eden bir muhasebeci, sevgilisini intihara ikna eden bir lezbiyen ve çocuğunu öldüren bir kadın aynı odada birbirleriyle konuşmasıyla başladı. Muhasebeci olan cehennemden kurtuluşunun yolunu lezbiyen olan kadının onu anlamasıyla olacağına inanıyordu. Lezbiyen çocuğunu öldüren kadının onu anlamasını istiyordu ve çocuğunu öldüren kadın muhasebecinin onu anlamasını -görmesini- istiyordu. Hepsi kendini anlatıyor ama kimse birbirini anlamıyordu. Sadece döngüyü sürdürüyorlardı. 

Bu ikisini bu seneye kadar birbirinden bağımsız düşündüm. Bu sene internetin bile çekmediği bir dağın başında öğretmenlik yapmaya başladım sadece ağaçlar, bir akarsu ve sınıflar var. Beraber çalıştığım öğretmenlerden biri aynı zamanda sinemayla da uğraşıyordu berbat çektiğim fotoğraflardan sonra olay sadece ne gördüğünü ve ne göstermek istediğine karar vermek dedi. Bundan sonra fotoğraf çekme becerim bir tık daha gelişti ama tek gelişen bu olmadı. Uzun zamandır benden habersiz demlenen şu düşünceyi fark etmemi de sağladı.

Dünyadaki her şey görmek ve görülmek üzerine. Reklamlar, sosyal medya, insanlar...
Bizde aslında dünyayı gizli oturumdaki gibi izliyoruz. Hem görmek istiyoruz hem de görülmek ama görülmek için verdiğimiz çaba görmek istediğimiz için verdiğimizden fazla. Dünyayı anlamaktan çok ona kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Görme biçimlerinde takılı kaldığım cümle de bununla ilgili. Erkekler izler kadınlar izlenildiklerini izler. Bunun sebebi büyük ölçüde kadınların tarih boyu buna mecbur bırakılması. Bir şeyi yapmaktan çok yaptıktan sonra nasıl anlaşılacağı üzerine düşünmesi. Günümüzde hepimiz böyle düşünüyoruz. Hepimiz izlenimlerimizi izliyoruz. Kafasını kaldırıp bir ağaca baktığında yalnızca ağacı gören biri herhalde dünya üzerinde var olmadı. Kimse dış dünyayı kendinden bağımsız algılamadı. Ama bu sanki şimdilerd
e biraz daha farklı ben gördüğüm ağacı artık yalnızca kendi bakışımla değerlendirmiyorum arada insanlar var. Ben ağaca olan izlenimimi anlatırken insanların ne görmek istediklerini hesaba katarak anlatıyorum. Bu biraz Platon'un sanata bakışı gibi zaten doğal olmayanın iyice şeklini bozarak anlatıyoruz birbirimizi anlamıyoruz kendimizi de anlamıyoruz. Sadece mastürbasyon edebiyata da, sinemada da, insanlarla ilişkilerimizde de kendini dahi anlamayan ama anlatmaktan vazgeçmeyen aynı anda konuşan tuhaf bir sürü gibiyiz. Sürekli farklı yönlere koşuyoruz ve birbirimize bağlıyız.  











Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Minerva'lara mektup

3-5 garip cümle