Takdir mi? tekdir mi? takdim mi?

Bugün sinirli sinirli yürürken (Sinirlendiğimde genelde yürürüm) şunu düşündüm; insanı hayatta en çok zorlayan süreç yaşamına bir anlam vermeye çalıştığı süreç tabii genelde insanların yaşamlarını iş bulmak, aile kurmak, ev araba sahibi olmakla meşru kılarlar ama prefrontal lobunu biraz daha kullanan ve yaşamını daha meşru kılmaya çalışan insanlar bir buhran yaşıyor. Bu buranın anlamsız olduğunuz ve dünyaya ne için geldiğinizi düşünüyor olursanız olun aslında hepsinin saçma olduğunu ve bizim de tüm diğer canlılar gibi asıl gayemizin varlığımızı sürdürmek olduğunu pek tabii biliyorum ama bu varlığımı meşru kılmaya çalıştığım gerçeğini de değiştirmiyor. Sonra bu düşünce beni şuna itti evet en zor sürecimiz neredeyse en yıpratıcı olanı ama en yıpratıcı olanı değil. Elinizde kocaman bir hayat var ne yapacağınızı bilmiyorsunuz kıvranıp duruyorsunuz. Bir amaç belirleyip ardından koşuyorsunuz sonra bakıyorsunuz amacınızdan fersah fersah uzaktasınız işte en yıpratıcı olan bu nefesini tüketmek istediğin şeyden başka bir şey için tüketmek ve bunu nefesin tükenene kadar fark etmemek. Bunu hiç çalışmadan girilen ve doğal olarak kötü gelen bir sınavın (kpss) şımarıklığıyla yazıyorum hoş çalışsam da sonuç değişir mi bilmiyorum ama hadi Türkçe öğretmeni olarak atandım diyelim eee felsefe nerde kaldı. Tüm bu laf kalabalığının haddi zatında şu güne kadar topluma yararlı-sürekli bir iş yapmadın yapmakta zorunda değilim bu kıstas benim varlığıma değer atfedecek değil umarım bunu kısa zamanda anlarım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Minerva'lara mektup

Görmek ya da söylemek işte bütün mesele bu

3-5 garip cümle