yokuş aşağı tekerlek

 Durmadan koşturuyoruz ama vardığımız bir yer yok. Gelin görün ki bir yere varamadığımızın farkında bile değiliz. Hiçbirimiz bir dağa bakıp sessiz kalmayı beceremiyor. Ya düşüncelerimiz kirletiyor sessizliği ya da telefonumuzda çalan bir şarkı yahut konuşma arzumuz insanlardan bahsetmiyorum bile. Varacak bir yer olmadan üstelik ileri mi geri mi koştuğumuzu bilmeden yola bakmadan koşuyoruz. Hafif duraksamak bile bizi delirmenin eşiğine getiriyor hemen bir meşgale arıyoruz. hiçbir şey yapmasak şarkı açıyoruz onu yapamasak biz mırıldanıyoruz o da olmasa düşünceler durmuyor beynimizde. dinlenmiyoruz uykumuzda bile rüyaların ardına gizleniyoruz. Yorulduğumuzu düşündüğümüzde daha hızlı koşuyoruz çünkü durmanın altan alta ölmek demek olduğunu biliyoruz. Önemli olan var kalabilmektir. Para kazanmak, ünü olmak, sağlıklı olmak gibi tüm hedeflerimiz varlığımızı sürdürebilmek için neden yaratmamızdan geliyor. Ölemem çünkü çocuklarım küçük, ölemem çünkü taksidim bitmedi. Sanatçı ve yazarlarda şu fark var ölebilirim ama en azından düşüncelerim, duygularım ölmesin. Özetle durmak bizim için ölmek demektir herkes amaçlar belirler herkes işe yaramalıdır ki varlığına gereklilik (haklılık) kazandırsın oysa doğarken bir gerekliliğimiz yoktu dünyayı yönetiyor da olsak bir gerekliliğimiz yok  yerimizi dolduracak insanlar çok. Nihayetinde durmayı becermiyorsakta varlığımıza anlam yüklemek yerine andan alınabilecek en fazla zevki, en fazla verimi alabilelim

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Minerva'lara mektup

Görmek ya da söylemek işte bütün mesele bu

3-5 garip cümle