Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şaşırtmacalı odalar

 Hepimiz konuşacağımız ve insanların bizi dinleyeceği günü bekliyoruz bu an içim okuyor bu an için yazıyor bu an için yaşıyoruz. Varlığımız diğer canlılar gibi sadece var olduğumuz için değerli gelmiyor bize ona(yaşamamıza) bir değer atfetmeye onu anlamlı kılmaya çalışıyoruz - adanışlarımızla, uğruna ölünecek fikrimizle - oysa bir kedi için değerli olması hayatta olmayı hakediyor olması için doğmuş olması yeterli. Biz çoğu kez hayvan olduğumuzu unutuyoruz bu pek tabii normal insanlar dünyanın her yerinde yapılanmış uzayı keşfetmeye çalışan gelişmiş bir hayvan türü. Yinede bu hayvan olduğu gerçeğini ve ihtiyaçlarının bir kaplumbağayla aynı olduğunu değiştirmiyor biraz ayrışıyoruz o kadar bu ince nüansların bizi buraya taşıması çok ilginç bir diğer ilginç nokta hayvani güdülerimiz temelinde bu kadar ilerlemiş olmamız kaplumbağayla aynı nedenle hareket edip bu denli farklılaşmamız. Bu bugün şaşırdığım ikinci şey. Birincisi şuydu; bir şeyin değili daima ondan farklı olmak zorunda. Şöyl...

Takdir mi? tekdir mi? takdim mi?

Bugün sinirli sinirli yürürken (Sinirlendiğimde genelde yürürüm) şunu düşündüm; insanı hayatta en çok zorlayan süreç yaşamına bir anlam vermeye çalıştığı süreç tabii genelde insanların yaşamlarını iş bulmak, aile kurmak, ev araba sahibi olmakla meşru kılarlar ama prefrontal lobunu biraz daha kullanan ve yaşamını daha meşru kılmaya çalışan insanlar bir buhran yaşıyor. Bu buranın anlamsız olduğunuz ve dünyaya ne için geldiğinizi düşünüyor olursanız olun aslında hepsinin saçma olduğunu ve bizim de tüm diğer canlılar gibi asıl gayemizin varlığımızı sürdürmek olduğunu pek tabii biliyorum ama bu varlığımı meşru kılmaya çalıştığım gerçeğini de değiştirmiyor. Sonra bu düşünce beni şuna itti evet en zor sürecimiz neredeyse en yıpratıcı olanı ama en yıpratıcı olanı değil. Elinizde kocaman bir hayat var ne yapacağınızı bilmiyorsunuz kıvranıp duruyorsunuz. Bir amaç belirleyip ardından koşuyorsunuz sonra bakıyorsunuz amacınızdan fersah fersah uzaktasınız işte en yıpratıcı olan bu nefesini tüketmek ...

Boşluk

 Şunu son zamanlarda çok düşünüyorum, ben bu hayatla ne yapacağım. Asla ait hissetmem bir kenara beni deli gibi heyecanlandıran olay durum her neyse artık heyecanlandıran bir süre sonra tiksinti verecek düzeye geliyor yapabildiğim daha doğrusu yapabildiğim değil içinden çıkamadığım tek şey hayata anlam verme çabam, evreni anlamaya çalışmam. 22 yaşındayım ve mesleğim uğraştığım iş ne olursa olsun tat almayacak gibi hissediyorum. Durup düşünüyorum ne de olması gereken bir şey Heraklitosça yaşam. Hayatın en değerli olayı zamanınızın size ait olması. Kafanızı kaldırabildiğiniz an gökyüzüne bakmanız değil istediğiniz an gökyüzüne bakmanız size verilen bir tatil gününde hayret edebilmeniz değil gerçi benim o da yok istediğiniz an hayret edebilmeniz ne yazık ki ipler sizin elinizde değil bunu para olarak düşünmeyin en zenginimizin bile zamanı kendine ait değil koruması gerken daha çok şeyi var hatta. Neyse benim olan zamanda x men izlemeye gidiyorum geç tesadüf ettim ama eğlenceliymiş...

Anlamda Diretmenin Sığlığı

 Anlam evrenle, birbirimizle kendimizle kurduğumuz bağlardan yalnızca biridir. Öncelikle anlam vermenin ne demek olduğunu tam olarak anlayalım. Anlamak zihnimizle öznenin bir temelde ortaklık kurmasıdır yani biz Atina Okulu Şapeline baktığımızda sadece şapeli görmeyiz. Şapelin bizde yarattığı imgeyi, duyguyu görürüz ve bunu önceden getirdiğimiz önbilgiler zeminine oturturuz. Gevelemeyip biraz daha somut bir örnek vereyim. Şapeli anlamaya çalışmanız sizi şapelin ortağı yapar. Özne siz onu anlamadan hayran olduğunuzda sadece şapeldir ancak onu anlamaya ve kendi yorumunuzla betimlediğinizde şapeli kendi tekelinize almış olursunuz. birini sevmek sadece sevilene dairdir ama birini anlamak sadece ona değildir sizdeki ona aittir. Evren biz hayran olsak veya olmasak bile büyüktür ancak büyüklüğünü kendimize göre tanımlar öznenin paydaşı olmaya çalışırız.  Herkes herkesle ve her şeyle temel bağının anlam olduğunu düşünür. Ancak Ulus'un da dediği gibi anlam ilişkilerimizin tek boyutudur...

Boklu ve salağın hikayesi

 Bugün yeni bir şey fark ettim şaşırmıyorum eskiden bir metin okuyunca üstüne çok fazla düşünürdüm, metinden yola çıkarak çok soru sorardım şimdi biraz daha bağlantı kurup daha çok ilişkşlendiriyorum bu da beni artık benim de bir sistemim olduğu yargısına götürüyor oysa sürekli şaşırmak soru sormak isterdim çünkü ilerlemenin yolu bu. Burdan sonrası sana güzellik; sevgilin 2017 fotoğraflarınızı atmış bugün fare gibisin ve ben bu kadar tatlı bir fare görmedim hiç sen de onu öperken fotoğraf atmışsın.. Biliyor musun bazen beni öptüğünü hatırlamakta güçlük çekiyorum bana saatlerce güldüğünü arkandan sarıldığımda irkildiğini ama şu saçma dünyada beni mutlu eden şey beni sevsen de sevmesen de gülüşün bir insan nasıl böyle güzel güler bilmiyorum şaşkın ifaden sesin kikirdemen birlikte uyuduğumzda sabahki halin gerçek değildi ama güzeldi görüyorsun ya seni özledim konuştuk ya bir ara aramızda ne olursa olsun sabah beşte kalkıp yürüycez nereye varırsak diye.. Özetle sana ihtiyaç duyuyorum s...

Anlamsızlığın istikrarı

 İnsanlar birbirini anlamaz. Anladığını düşünür bu korkunç bir şey dünya üzerinde ne söylersem söyliyim ne kadar doğru, yanlış - mükemmel, saçma olursa olsun hiçbir insan benim söylediğim gibi anlamayacak hatta monad terosiyle ilerlersek zerrelerini oluşturduğum diğer benden parçalar da beni ben gibi anlamyacaklar dehşet verici bir durum bu ama tıpkı hayatın anlamsız olması onu yaşanmamaya değer kılmadığı gibi bir insanı sevmek de bizi anlaması üzerinden gerçekleşmez pek tabii bizi anlamaya çalışmasını isteriz ama tam olarak anlamasını beklemeyiz. Ulus baker'in de dediği gibi anlam hayatla olan ilişkimizin bir parçasıdır bütünü değil. Anlaşıldığımızı hissetmek isteriz ama ondan daha çok istediğimiz şey birinin bunun için çaba harcamasıdır pek çoğumuz bu çabayı sevgi olarak tanımlarız. Diğer bir konuya geçersek burası yalnızca sana özel dün eski sevgilim mesaj attı uzun zamandır atıp tekrar denemek istediğini söylüyor hayır diyorum - dün seni de özlemiştim biraz- açıkça seni anlattı...